
Satırlarıma başlamadan evvela, KASABALI olarak siyaseten farklı, tezat görüş, fikir ve görüşlere sahip olmamıza rağmen, tüm olumsuzlukları göze alarak Hür Gazete kapılarını bana ardına kadar açan,Gazete sahibi ve Genel Yayın..
Satırlarıma başlamadan evvela, KASABALI olarak siyaseten farklı, tezat görüş, fikir ve görüşlere sahip olmamıza rağmen, tüm olumsuzlukları göze alarak Hür Gazete kapılarını bana ardına kadar açan,Gazete sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Selim BEKAR’a samimi olarak şükranlarımı sunuyorum.
Dediğim gibi, Selim BEKAR’ı bu kasaba halkı ve insanları, gazete okurları öteden beri nasıl solcu birisi olarak biliyorsa, şahsen ben de KASABALI olarak kâğıt üstünde olmasa bile gönüllü bir MHP’li olduğumu biliyorsunuzdur. Onun için beni bu zamana kadar tanıdığınız için yazılarımdaki ve satırlarımdaki KASABALI’ya özgü yayın politikam değişmeyeceğini de biliyorsunuz ve en azından tahmin ediyorsunuzdur.
Bugüne kadar yazdığım diğer gazeteden ayrılmadan evvela son olarak;
“!!!AMANSIZ BİR HASTALIKTIR, VAKTİNDE AYRILMAK USTALIKTIR!!!”
Başlıklı bir yazı kaleme almış ve okurlarımızla son olarak paylaşmak istemiştim. Ancak, satırlarımda kesinlikle suç, kusur ve kabahatim olmamasına rağmen, bu satırlarım yayınlanmadığından sizlere ulaşamadım.
Sıkıntı yok! İleriki günlerde nasip kısmet olursa, Yaradan izin müsaade ederse, yaşayacak kadar nefes verirse, bundan böyle sizlerle Hür Gazete sayfalarında konuşacağız, tartışacağız, doğruları ortak paydalarda arayacağız, bulmaya çalışacağız.
Ancak satırlarımın en tepesinde dediğim gibi; nereden nasıl eserse, kim darılır, kim küserse! Falanca bu işletmeye, gazeteye iş veriyormuş, ona sataşmayalım. Pişmanca bu gazetenin görüşlerine, düşüncelerine aykırıymış, farklıymış, vuralım, saldıralım!
KASABALI olarak bildiğiniz üzere bunlar bana terstir. Onun için burada gazete imtiyaz sahibi Selim BEKAR’la bu imajı bundan böyle yerle yeksan etmek için el ele verdiğimizi,vereceğimizi düşünüyorum.
Bu gazetede seneler önce de hasbelkader yazmıştım, karalamıştım. Ancak ne palavra sıkayım, yalan atayım; satırlarımı karalarken özgür, rahat ve insanların istediklerini, beklediklerini postalamak ve paylaşmak için yansız, tarafsız ve şeffaf bırakılmıştım.
Daha evvel de dediğim gibi, özellikle bazı gazetelerin en tepesinde “TARAFSIZ” diye bir kelime vardır. Ancak bunca senelik tecrübelerime dayanarak, istisnalar hariç hiçbir gazete ve gazetecinin tarafsız olmadığına kanaat getirenlerin, inananların başında KASABALI olarak bizzat ben gelirim.
O sayede bu kasabada bu kadar sevilir, sayılırım.
Yaradan’a şükür, bugüne kadar her ne kadar fare kapanına konmuş bayat peynirin peşinde koşmuş olsam da karakterimden ve kişiliğimden ödün vermediğimi de cümle âlem ezbere bilir.
Kaldı ki öyle olmamış olsa, kimselere gebe ya da hamile kalmadığım için hiç kimse bana “KASABALI’nın şu kadar borcu var. KASABALI benden şu kadar para aldı, geri vermedi, ödemedi. Benim lokantamdan yemek yedi. Benden elbise, ayakkabı, çorap, atlet, gömlek aldı. Beni taktı. Parayı vermedi.” demedi, diyemez!
Bugünlük bu kadar yeter diyerek satırlarımı neden kısa kestiğime gelince, sadece bunun bir başlangıç ve bundan sonra HÜR GAZETE sayfalarında olacağımı belirtme ve bildirmek istedim, o kadar.
Saygılarımla.


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)