
Sevgili okurlarım,Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk dönemi için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına yaklaşık 2 milyar lira aktarıldığını açıkladı.Bu açıklamayı okuyunca 45..
Sevgili okurlarım,Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk dönemi için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına yaklaşık 2 milyar lira aktarıldığını açıkladı.Bu açıklamayı okuyunca 45 yıl öncesine gittim.O yıllarda fakirlik vardı ama komşuluk, ağabeylik ve kardeşlik de vardı. Bir elin verdiğini diğer el görmezdi. Yardım gizlice yapılır, ihtiyaç sahibinin onuru incitilmezdi.Okullar tatil olduğunda ailelerimiz bizi bir ustanın yanına götürür, “Eti senin, kemiği benim” diyerek teslim ederdi. Hem meslek öğrenir hem hayatı tanırdık.
Ayçiçeği hasadı tamamlanınca aileler tarlada kalan sapları toplar, kışlık yakacağını hazırlardı. Biz çocuklar da mahalle takımımıza bir futbol topu alabilmek için tarlada kalanları toplardık.
Hey gidi günler…Yokluk vardı ama dayanışma da vardı. Fakirlik ayıp sayılmaz, fakirin onuruyla oynanmazdı.Peki, 2026 yılında öyle mi?Kömür yardımı yapılır, fotoğraf çekilir.Kitap verilir, fotoğraf çekilir.Ayakkabı dağıtılır, fotoğraf çekilir.Sonra bu görüntüler resmî kurumların sosyal medya hesaplarında paylaşılır.Yardım mı yapıyorsunuz, reklam mı?Bir elin verdiğini artık yalnız diğer el değil, bütün dünya görüyor!
YEDİ KARDEŞ AYNI YOKLUĞU PAYLAŞTIK
Biz yedi kardeştik. Babacığım serbest meslek sahibiydi. İş bulduğunda kömür komisyonculuğu yapardı. Köyden gelmişti; evi ve düzenli geliri yoktu. Buna rağmen yedi çocuğunu okutmak için geceyi gündüze kattı.Birbirimizin küçülen elbiselerini giydik. Ayakkabılarımızı, çantalarımızı, kitap ve defterlerimizi paylaştık.Yokluk yakamızı bırakmadı ama biz okulun yolunu bırakmadık.Bugün geldiğimiz noktaya bakın.Aileler çocuklarının defterinden ayakkabısına, yemeğinden yol parasına kadar yardım bekliyor.Aktarılan 2 milyar lirayla kırtasiye, kıyafet, ayakkabı, yemek, barınma ve ulaşım desteği verilecekmiş. Ailesinden uzakta okuyan ihtiyaç sahibi öğrenciye yılda dört bilet sağlanacakmış.
Davul zurnayla anlatılan başarıya bakın!Bir ülkenin çocukları defter, ayakkabı ve yemek yardımına muhtaçsa ortada övünülecek bir başarı değil, utanılacak bir yoksulluk vardır.Mızrak artık çuvala sığmıyor!
KAŞIKLA VERİP KEPÇEYLE ALIYORSUNUZ
Kitap ücretsiz deniliyor ama defter, kalem, çanta, servis, yemek, kıyafet ve sınava hazırlanmak parayla…Vatandaşın cebinden kepçeyle alıyor, sonra kaşıkla “yardım” dağıtıyorsunuz.Bunun adı sosyal devlet değil, yoksulluğu yönetmektir.Asgari ücretli kira mı ödesin, faturasını mı yatırsın, tencereyi mi kaynatsın, çocuğunu mu okutsun?Emeklinin cebinde akrep dolaşıyor. Anne beslenme çantasını dolduramıyor. Baba okul masraflarının altında eziliyor. Çocuk ise arkadaşlarının yanında boynunu büküyor.Sonra çıkıp, “İki milyar lira kaynak aktardık” diye övünülüyor.Kusura bakmayın ama yangına bir bardak su döküp itfaiyecilik taslanmaz!Sosyal devlet yalnızca yardım dağıtan devlet değildir. İnsanını yardıma muhtaç etmeyen devlettir.Keşke Bakanlık, “Daha fazla öğrenciye yardım edeceğiz” yerine, “Artık daha az aile yardıma ihtiyaç duyuyor” diyebilseydi.İşte gerçek başarı bu olurdu.Çocuklarımız sadaka değil, eşit eğitim istiyor.
Gençlerimiz dört bilet değil, gelecek istiyor.Aileler yardım kuyruğu değil, insan gibi yaşayabilecekleri bir gelir istiyor.Yardım elbette yapılsın, hiçbir çocuk eğitimden mahrum kalmasın. Ama yardım yaparken insanların onuru kameraların önüne serilmesin.Açlığı rakamlarla, yoksulluğu paketlerle örtemezsiniz. Güneş balçıkla sıvanmaz!Çünkü yardım bütçesi büyüyorsa, küçülen yoksulluk değil; vatandaşın ekmeğidir.Kalın sağlıcakla.


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)