
Sevgili okurlarım, Geçmiş dönem İYİ Parti Uzunköprü İlçe Başkanı ve İl Genel Meclisi Üyesi Adayı İbrahim Erkal ile sohbet ettik. “Selim Bey, seçimler yaklaşsın; neler neler yazacağım. Belgeleriyle paylaşacağım” dedi…
Sevgili okurlarım,
Geçmiş dönem İYİ Parti Uzunköprü İlçe Başkanı ve İl Genel Meclisi Üyesi Adayı İbrahim Erkal ile sohbet ettik.
“Selim Bey, seçimler yaklaşsın; neler neler yazacağım. Belgeleriyle paylaşacağım” dedi.
Ardından şu dikkat çekici ifadeleri kullandı:
“Siyasette herkes benim konuşmamı istiyor. Konuşacağım… Zamanı geldiğinde, karşılığını herkesin hissedeceği zamanda konuşacağım. İlçesinden iline kadar, tek tek ve isim isim açıklayacağım.”
Anlaşılan İbrahim Erkal’ın siyasi hafızasında ve elinde kamuoyuyla paylaşacağı önemli bilgiler bulunuyor. Belki bunları Hür Gazete’de kaleme alacağı bir köşe yazısıyla açıklayacak.
Bekleyelim, görelim…
ÇİFTÇİNİN EMEĞİNE DARBE
Ayçiçeği harmanı başladı ancak üreticinin yüzü daha ilk günlerde yine gülmedi.
Ticaret Bakanlığı’nın yağlık ayçiçeği tohumu ithalatında gümrük vergisini düşürmesi, çiftçiyi fiyat baskısıyla karşı karşıya bıraktı.
Uzunköprü Ziraat Odası Başkanı Cemal Durmaz, “Kuraklıkla karşı karşıya kaldığımız, gübre, mazot ve ilaç gibi girdi maliyetlerinin fahiş şekilde arttığı bir yılda, hasat zamanı açıklanan bu karar çiftçimizin emeğine darbe vurmuştur” dedi.
Durmaz’ın söylediklerinde haksız olduğu bir nokta var mı?
Çiftçi tohumu, gübreyi, ilacı ve mazotu pahalıya aldı. Yağmur yağmadı, kuraklıkla mücadele etti. Bütün zorluklara rağmen tarlasını sürdü, ekti ve üretmeye devam etti.
Şimdi ürününü satacağı sırada ithalatın önünü açan bir kararla karşılaşıyor.
Ayçiçeği fiyatlarının 42-43 liradan 35-36 lira seviyelerine gerilediği belirtiliyor. Üreticinin kilogram başına kaybı 6-8 lirayı buluyor. Tonlarca ürün üzerinden hesaplandığında ortaya çok ağır bir zarar çıkıyor.
Neden ithalat kararları tam hasat zamanında açıklanıyor?
Neden önce kendi üreticimizin ürünü değerinde alınmıyor?
Neden çiftçinin ürünü elinden çıktıktan sonra fiyatlar yükseliyor?
Buğdayda ve kanolada yaşanan tablo şimdi ayçiçeğinde karşımıza çıkıyor.
Durmaz, Trakya Birlik ve ilgili kurumların artan maliyetleri, kuraklığı ve verim kaybını dikkate alarak alım fiyatını bir an önce açıklamasını istedi.
Üretici belirsizlik değil, emeğinin karşılığını alacağı bir fiyat bekliyor.
Bir taraftan ürünün fiyatı düşerken diğer taraftan akaryakıta zam üstüne zam geliyor. Akaryakıta gelen her artış traktöre, biçerdövere, nakliyeye ve sonuçta vatandaşın sofrasına yansıyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Çiftçiler üretmekten vazgeçerse ne yapacağız? Buğdayı, ayçiçeğini, mısırı, pirinci ve yemi sürekli ithal mi edeceğiz?
Çiftçi ürününü değerinde satamıyor ama vatandaş aynı ürünü markette pahalıya alıyor. Üreten kazanamıyor, tüketici de ucuza tüketemiyor.
Tarım yalnızca çiftçinin meselesi değildir. Tarım, hepimizin sofrasıdır.
Gümrük vergisi indirimi yeniden gözden geçirilmeli, iptal edilmeli veya en azından yıl sonuna ertelenmelidir. Trakya Birlik de çiftçinin maliyetini ve kuraklık nedeniyle yaşadığı kaybı dikkate alan bir fiyat açıklamalıdır.
Çünkü çiftçi bir kez üretimden vazgeçerse onu yeniden tarlaya döndürmek kolay değildir.
Çiftçi üretmezse fabrika işlemez, pazar kurulmaz, marketin rafı dolmaz ve soframıza yemek gelmez.
Çiftçi üretmezse hepimiz kaybederiz.


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)