Köşe Yazarlarımız

SELİM BEKAR Yazdı.. Devleti Sıfırlayarak Gençlik Savunulamaz

Sevgili Okurlarım, Uzunköprü AKP Gençlik Kolları Başkanı İslam Darı’nın yaptığı açıklama, bir siyasi görüş beyanından çok, devlet hafızasının yok sayıldığı bir metin olarak kayda geçmiştir. Tartışma, niyetten bağımsızdır; konu hukuki..

SELİM BEKAR Yazdı..  Devleti Sıfırlayarak Gençlik Savunulamaz

Sevgili Okurlarım,

Uzunköprü AKP Gençlik Kolları Başkanı İslam Darı’nın yaptığı açıklama, bir siyasi görüş beyanından çok, devlet hafızasının yok sayıldığı bir metin olarak kayda geçmiştir. Tartışma, niyetten bağımsızdır; konu hukuki ve tarihsel gerçektir.

Açıklamada yer alan,
“Gençlere verilen değerin en somut örneği, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2011 yılında AK Parti iktidarında kurulmuş olmasıdır”
ifadesi, açık bir biçimde yanlıştır.

Hukuki Gerçek: Kurumun Kuruluşu

Gençlik ve Spor Bakanlığı, 1969 yılında 1486 sayılı Kanun ile kurulmuştur.
Bu husus, Resmî Gazete kayıtlarıyla sabittir ve tartışmaya açık değildir.

Devlet yapıları zaman içinde:
Birleştirilebilir,
Ayrılabilir,
Yeniden yapılandırılabilir.

Nitekim 1983 yılında gençlik ve spor hizmetleri farklı bakanlıklar bünyesinde ele alınmış, 2011 yılında ise 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında yeniden “Gençlik ve Spor Bakanlığı” adıyla teşkilatlandırılmıştır.

Ancak hukuken açık olan şudur:
2011 bir “kuruluş” değil, idari yeniden yapılanma tarihidir.

Kurumsal devamlılık ilkesi, anayasal devletlerin temelidir.
Devlet, iktidarlarla sıfırlanmaz.

Tarihi Gerçek: Gençlik AK Parti ile Başlamadı

Gençlik politikaları bu ülkede;
1960’larda planlı kalkınma dönemlerinde,
1970’lerde gençlik teşkilatlanmalarıyla,
1980’ler ve sonrasında yurt, spor ve eğitim yatırımlarıyla
ele alınmıştır.

Dolayısıyla gençlik meselesini 2011’e indirgemek, sadece siyasi bir tercih değil, tarihsel inkârdır.

Siyasi Söylem ile Hukuki Gerçek Arasındaki Çizgi

“Gençleri vitrin malzemesi yapmıyoruz” denilebilir.
Bu bir siyasi iddiadır.

Ancak bu iddia, yanlış tarih bilgisiyle desteklenirse, samimiyet değil, propaganda üretir.

Gençleri karar mekanizmalarına dahil etmek, fotoğraf vermekle değil;
Geçim hakkını,
Barınma hakkını,
Eğitimde fırsat eşitliğini
sağlamakla mümkündür.

Bunlar temenniler değil, Anayasa’nın sosyal devlet ilkesinin doğrudan yükümlülükleridir.

“Eskiden Yoktu” Söylemi ve Devlet Ciddiyeti

Son dönemde sistematik bir söylemle karşı karşıyayız:
AKP’den önce Türkiye’de hiçbir şey yoktu.
Buzdolabı yoktu,
elektrik yoktu,
araba yoktu.

Son olarak Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun,
“ambulanslarda lastik ve benzin yoktu” iddiası bu zincirin devamıdır.

Bu tür ifadeler, geçmişin eksiklerini tartışmak değil;
devletin kurumsal sürekliliğini yok saymaktır.

Oysa hukuk devleti, kendi geçmişiyle kavga eden değil; geçmişinden ders alan devlettir.

Gençlik Propaganda Nesnesi Değildir

Gençlik, sloganla ikna edilecek bir kitle değildir.
Gençlik, verilerle, haklarla ve gerçeklerle konuşur.

Bugün gençlerin:
İşsizlik oranı ortadadır,
Borçluluk seviyesi ortadadır,
Yurt dışına yönelme eğilimi ortadadır.

Bu gerçekler konuşulmadan, tarihi yeniden yazarak gençlik savunulamaz.

Sonuç Yerine

Devlet, bir siyasi partiden büyüktür.
Kurumlar, iktidarlardan uzundur.

Gençlik ise propaganda metinlerine sığmayacak kadar bilinçlidir.
Tarihi çarpıtarak gençlik savunulmaz.
Hukuku yok sayarak samimiyet inşa edilmez.

Gençlik, hesap soran bir vicdandır.
Ve o vicdan, gerçeği çok iyi ayırt eder.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL