
Hür Gazete’nin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla gelenimiz gidenimiz bitmiyor. İyi ki de bitmiyor. Kapımızı açan, telefonla arayan, bir güzel sözünü esirgemeyen bütün dostlarımıza teşekkür ediyorum. Sohbet sohbeti açtı, saat 15.00..
Hür Gazete’nin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla gelenimiz gidenimiz bitmiyor. İyi ki de bitmiyor. Kapımızı açan, telefonla arayan, bir güzel sözünü esirgemeyen bütün dostlarımıza teşekkür ediyorum.
Sohbet sohbeti açtı, saat 15.00 oldu; bilgisayarın başına ancak oturabildim.Ortalık biraz sakinleştiğine göre başlayalım satırlarımıza. Açalım dikenlerimizi. Bugün yerelden genele uzanalım; verilen sözlere, dolaştırılan söylentilere, açıklama bekleyen hesaplara bakalım.Önce Uzunköprü Ticaret Borsası…Uğur Erk, başkan adayı Doğan Saka ile 11 Eylül’de ortak liste üzerinde uzlaştıklarını, sonraki gelişmeler üzerine arkadaşlarıyla birlikte listeden ayrıldıklarını açıkladı.
Erk’in anlatımına göre mesele kaç kişilik yer ayrıldığı değil; üzerinde anlaşılmış bir ismin kendilerine danışılmadan listeden çıkarılmak istenmesi.Yani açıklamanın özü şu: Anlaştık, fakat anlaşmaya uyulmadı.Sayın Doğan Saka, el sıkışıldıktan sonra ne değişti?Birlikte yönetmek için yola çıkarken daha liste hazırlanmasında anlaşmazlık yaşanıyorsa üyelerin bunun nedenini öğrenmesi gerekir.
Elimizde Uğur Erk’in açıklaması var. Saka’nın cevabını da duymalıyız. Tek tarafın anlatımıyla hüküm kurulmaz. Fakat yöneltilen somut sorular da cevapsız bırakılmaz.Erk, 2022 seçimlerinde Egemen Aslan’a söz verdikleri için başka bir listeye katılma teklifini kabul etmediklerini de hatırlatıyor.
Sözün arkasında durmak önemlidir. Şimdi aynı açıklığı bugünkü görüşmeler için bekliyoruz.
Sayın Erk, siz de anlatın: İsimler dışında hangi programda uzlaştınız? Borsa üyelerine hangi hizmetleri sunacaktınız? Üreticinin, tüccarın, bölge tarımının hangi sorununa nasıl çözüm önerdiniz?
Üye, yalnızca sandalyeye kimin oturacağını değil, oturanın ne yapacağını da bilmek ister.
Liste kavgasının sesi, hizmet programının sesini bastırmasın.
Gelelim festivale…
Hür Gazete olarak dört gün boyunca alandan canlı yayın yaptık. Esat kardeşim de uzakta olup gelemeyenlere festivalin coşkusunu ulaştırmak için emek verdi.Vatandaşın alanlara gelişini, sanatçılara eşlik edişini, ritim grubunu avuçları patlarcasına alkışlayışını gördüm. “Bir daha!” diyerek yeniden sahneye çağırışlarını izledim.Bunları yazmak için kimsenin talimatına ihtiyacımız yok. Gözümüz gördü, kameramız kaydetti.Ediz Martin’e kızabilirsiniz. Parti tercihlerine, yönetimine, açıklamalarına itiraz edebilirsiniz. Ama o alanda çalışan insanların emeğini, sahnedeki çocukların heyecanını, vatandaşın sevincini de teslim edeceksiniz.Eleştiri yapacaksanız somut konuşun. Harcamayı sorun, organizasyondaki eksikleri gösterin, hesabını isteyin.Fakat kulağa gelen her sözü haber diye dolaştırmayın.Festival sırasında sahneye çakmak atıldığı, belediye başkanının gözüne geldiği yönünde bir söylenti de dolaştı. İYİ Parti İlçe Başkanı Bülent Akın da bana bunu duyup duymadığımı sordu.
Benimle yapılan konuşmada bu iddiayı doğrulayacak bir görüntü veya tanıklık ortaya konulmadı.
“Duydum” demek, “oldu” demek değildir Sayın Akın.Bir olay yaşandıysa araştırılır, görüntüsü ve tanığı bulunur, muhatabına sorulur. Biz de yazarız. Fakat henüz doğrulanmamış bir anlatıyı aktarırken bir ilçe başkanının daha dikkatli olması gerekir.Başkana yönelik siyasi itirazınız olabilir. O itiraz, duyduğunuz her olumsuz sözü doğru kabul etmenizin gerekçesi olamaz.Kirpi’nin belediye başkanına da sözü var: Festivalin alkışı güzeldir ama dört günlük alkış, belediyenin bütün çalışmalarına verilmiş açık çek değildir. Festival biter; temizlik, yol, su, bütçe ve hizmet hesabı devam eder.Başarıyı alkışlarız, eksiği yazarız. Kalemimizi alkışa kiraya vermeyiz.Şimdi Uzunköprü’den Ankara’ya bakalım.
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin işlemleriyle ilgili fon iddiaları gündemde. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de bu işlemlerin araştırılmasını ve hesapların açıklanmasını istiyor. Basına yansıyan haberlerde Kaya’nın iddiaların ardından parti yönetimindeki görevlerinden ayrıldığı aktarılıyor.
Burada suç isnadını kesinleşmiş hüküm gibi yazmayacağız. Ama iddiaların ağırlığını da birkaç siyasi cümleyle geçiştirmeyeceğiz.Para hangi tarihte yatırıldı? Hangi işlemden ne kadar kazanç elde edildi? İşlemler hangi koşullarda gerçekleşti? Denetleyen kurumlar ne tespit etti?Kamuoyu açık, belgeli cevap bekliyor.Görevden ayrılmak bir açıklamadır; hesapların açıklanmasının yerine geçmez.
İddialar asılsızsa belgeleriyle ortaya konulsun. Usulsüzlük varsa sorumluluk siyasi yakınlığa göre tartılmasın.Vatandaşın üç kuruşluk borcunun hesabı kuruşu kuruşuna tutuluyorsa, kamuoyunu meşgul eden büyük işlemler de aynı titizlikle incelensin.Küçük tasarruf sahibine “Riskini bilseydin” diye ders vermek kolaydır. Denetimin görevini yapıp yapmadığını açıklamak da sorumluların işidir.
Bir de gençlerin hesabına bakalım.
Arayüz Kampanyası’nın 18–30 yaş arasındaki 1.255 gençle yaptığı araştırmaya ilişkin haberlere göre katılımcıların yüzde 40’ı geçinemiyor; yüzde 39’u ise geçinse de birikim yapamıyor. İşte üzerinde durulacak tablo bu.Gence “Geleceğini planla” diyorsunuz. Hangi parayla?“Evlen” diyorsunuz. Hangi evde?“Çalış, biriktir” diyorsunuz. Ay sonunda elinde ne kalıyor?
Gençlere sürekli sabır önerenler, kendi çocuklarına da aynı hayatı yeterli görüyor mu?
Aynı araştırmanın genç seçmen tercihlerini aktaran sonuçlarında, İmamoğlu–Erdoğan karşılaştırmasında kararsızlar dağıtılmadan İmamoğlu yüzde 43,4, Erdoğan yüzde 29,5 düzeyinde görünüyor. Kararsızlar oransal dağıtıldığında İmamoğlu’nun oranı yaklaşık yüzde 59,5’e ulaşıyor. Bunlar araştırmaya katılan gençlerin tercihleri; bütün seçmenin sonucu ya da kesin seçim tahmini değil. İktidar bu tabloya bakıp gençlerin geçim sıkıntısını düşünmeli. Muhalefet de oranları görünce seçimi kazanmış gibi davranmamalı.Anketten çıkan oyla kira ödenmiyor.Gencin desteğini istiyorsanız iş, barınma, eğitim ve özgürlük konusunda ne yapacağınızı açıkça anlatın. İtirazını dinleyin. Onu yalnızca sandık günü hatırlamayın.Sevgili okurlarım,Borsada verilen sözün, belediyede yapılan işin, Ankara’da konuşulan paranın peşine düşeceğiz.Söylentiyi kanıt diye sunmayacağız. İddiayı da güçlü bir isme dokunuyor diye görmezden gelmeyeceğiz.Kirpi’nin dikenleri makam seçmez.Halktan oy isteyen oyunun, güven isteyen sözünün, yetki isteyen de yaptığının hesabını verecek.


YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)